|
Tarsus, en eski yerlesim yerlerinden biri olup, ne zaman ve kimler tarafından kurulduğu hakkında kesin bir bilgi bulunmamaktadır. Ancak Gözlükule höyügünde yapilan kazi çalismalair sonucunda,insanligin yerlesik düzene geçtikleri ilkçag olan Neolitik Çag’a (M.Ö.5000) ait kalintilar bulunmasi ,kentin çok eski tarihlerde varoldugunu göstermektedir.Bilinen Tarihin her döneminde varolan Tarsus ,daha önce bir liman kenti olması nedeniyle ,tarih boyunca çok sik araliklarla çesitli devletlerin saldirisina ugrayip ,el degistirmiştir.Özellikle Kidnos adiyla taninan bugünkü Tarsus Nehri’nin dogrudan denize döküldügü dönemlerde ,gemiler sehrin içine kadar giriyorlardi.Tarsus, M.Ö. 1500’den itibaren Hitit, Asur, Pers Makedonya, Roma, Bizans, Selçuklu ve Osmanlı Devletleri’nin hakimiyetine girmiştir.Bugünkü şehir merkezinde ve civarında halen özellikle Romalilar devrine ait bir çok eser bulunmaktadır.Bu devirlerde Sehir bir ilim merkezi ve üniversite sehri olmustur.Yıllar boyunca farklı inançlara hizmet eden tarih ve ilim merkezi olarak, dünyanın ilgi odağı olmuştur. Hz. İsa’nın ilk Havarisi Aziz Paul, Daniyal Peygamber, Hz. Muhammed’in müezzini Bilal-ı Habeşi, Harun Reşid’in oğlu Halife Ma’mun ve Antik Çağın ünlü filozofu Aristo, tabiplerin atası Lokman Hekim, Mısır Kraliçesi Kleopatra ve Romalı Komutan Antonius Tarsus’ta yaşamıştır
|